Hakkımda
VARLIĞIMLA KIYMET BİLMEYENİ, YOKLUĞUMLA TERBİYE EDERİM........
Bağlantılarım
*
*
*
Kategoriler
Arkadaşlarım
• idilgulec • okumaca • birseyvar
|
Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var.......
Yaşadın mı yoğunluğuna yaşayacaksın birşeyi Sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten Sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği İnsan saatlerce bakabilir gözyüzüne Denize saatlerce bakabilir, bir kuşa , bir çocuğa Yaşamak yeryüzünde onunla karışmaktır. Kopmaz kökler salmaktır oraya Kucakladın mı sımsıkı kucaklayacaksın arkadaşım Kavgaya tüm kaşlarınla, gövdenle tutkunla gireceksin Ve uzandın mı bir kez sımsıcak kumlara Bir kum tanesi gibi bir yaprak gibi bir taş gibi dinleneceksin. İnsan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildiğine Hemde tüm benliği seslerle ezgilerle dolarcasınz İnsan balıklama dalmalı içine hayatın Bir kavgadan zümrüt bir denize dalarcasına Uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar Bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın. Değişmemelisin hiçbirşeyle bir bardak su içmenin mutluluğunu, Fakat ne kadar sevinç varsa yaşamak özlemiyle dolmalısın. Ve kederi de yaşamalısın, namusluca tüm benliğinle Çünkü acılarde, sevinçler gibi olgulaştırır insanı Kanın karışmalı hayatın büyük dolaşımına Dolaşmalı damarlarında hayatın sonsuz taze kanı Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara, göğe bütün evrene karışırcasına Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır. Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana
Ataal Behramoğlu
|
Tarih: 22:28, 2/11/2008 Kategori: Guncel |
Yorum (0) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
Maymunun Yakalanması
|
Asya'da maymun yakalamak icin kullanılan bir ceşit tuzak vardır. Bir hindistancevizi oyulur ve iple bir ağaca veya yerdeki bir kazığa bağlanır.
Hindistancevizinin altına ince bir yarık açılır ve oradan içine tatlı bir yiyecek konur. Bu yarık sadece maymunun elini açıkken sokacağı kadar büyüklüktedir, yumruk yaptığında elini dışarı çıkaramaz. Maymun, tatlının kokusunu alır, yiyeceği yakalamak için elini içeri sokar ve yiyeceği kavrar, ama yiyecek elindeyken elini dışarı çıkarması olanaksızdır.
Sıkıca yumruk yapılmış el, bu yarıktan dışarı çıkmaz. Avcılar geldiğinde, maymun çılgına döner ama kaçamaz. Aslında bu maymunu, tutsak eden hiçbir şey yoktur. Onu sadece onun kendi bağımlılığının gücü tutsak etmiştir. Yapması gereken tek şey elini açıp yiyeceği bırakmaktır. Ama zihninde açgözlülüğü o kadar güçlüdür ki bu tuzaktan kurtulan maymun çok nadir görülür.
Bizi tuzağa düşüren ve orada kalmamıza neden olan şey, arzularımız ve zihnimizde onlara bağımlı oluşumuzdur. Tüm yapmamız gereken, elimizi açıp benliğimizi ve bağımlı olduğumuz şeyleri serbest bırakmak ve dolayısıyla özgür olmaktır.
Joseph Goldstein
|
Tarih: 13:33, 26/4/2007 Kategori: Guncel |
Yorum (2) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
Bambu Ağacı......
Çinliler bu ağacı söyle yetiştiriyorlar:
....önce ağacın tohumu ekilir, sulanır ve gübrelenir.
Birinci yıl tohumda herhangi bir değişiklik olmaz.
Tohum yeniden sulanıp gübrelenir.
Bambu ağacı ikinci yılda da toprağın dışına filiz vermez.
Üçüncü ve dördüncü yıllarda her yıl yapılan işlem tekrar edilerek bambu tohumu sulanır ve gübrelenir.
Fakat inatçı tohum bu yılda da filiz vermez.
Çinliler büyük bir sabırla beşinci yılda da bambuya su ve gübre vermeye devam ederler.
Ve nihayet besinci yılın sonlarına doğru bambu yeşermeye başlar ve altı hafta gibi kısa bir sürede yaklaşık 27 metre boyuna ulaşır.
Akla gelen ilk soru sudur :
Çin bambu ağacı 27 metre boyuna altı hafta da mi yoksa beş yılda mı ulaşmıştır?
Kuşkusuz ki beş yılda.
Büyük bir sabırla ve ısrarla beş yıl süresince, tohum sulanıp gübrelenmeseydi ağacın büyümesinden hatta var olmasından söz edilebilir miydi ?
|
Tarih: 22:09, 25/3/2007 Kategori: Guncel |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
İstanbul'u en iyi hangisi anlatıyor?
|
|